GƏNCLƏRİN ƏN YAXIN DOSTU-FORUM MiDEO

GƏNCLƏRİN ƏN YAXIN DOSTU-FORUM MiDEO


 
AnasayfaTakvimGaleriMVSAxtarQeydiyyatdan keçinİstifadəçi siyahısıİstifadəçi qruplarıGiriş

Payla | 
 

 Quran.

Əvvəlki mövzu Sonrakı mövzu Aaa gitmek 
MüəllifIsmarıc
tango



Erkek
İsmarıc sayı : 21
Points : 0
Registration date : 01/03/07

Yeni mövzuMövzu: Quran.   07.03.07 19:59



Redaktə edən: SeeR, son redaktə tarixi: 10.08.08 1:16, cəmi 1 dəfə (Sebep : Allah sizderden razi qalsin)
Əvvələ qayıt Aaa gitmek
İstifadəçi mə`lumatlarına bax
tango



Erkek
İsmarıc sayı : 21
Points : 0
Registration date : 01/03/07

Yeni mövzuMövzu: Geri: Quran.   07.03.07 20:37

Efendimiz, peygamberlik görevini üstlenmeden önce Arap Yarımadası'nda en geçerli olan şey, güzel konuşmak (hitabet) ve başta şiir olmak üzere güzel söz söylemekti. Çünkü insanların çok büyük bir çoğunluğu okuma yazma bilmediği için, değer verdikleri güzel sözleri ve gurur duydukları hâdiseleri şiir gibi güzel sözlerle muhafaza etmek zorundaydı. Bu yüzden kabileler içindeki şair ve hatipler (güzel ve tesirli konuşan kişiler), onların millî kahramanları gibi saygı görüyordu. Hatta bazı kavimler, şair veya hatiplerin bir sözü üzerine birbiriyle savaşır, bazen de onların tek bir sözüyle savaşa son verirlerdi. Bu arada şair ve hatip olan yedi kişinin kasidesi (şiiri) altın harflerle Kabe duvarına yazılmıştı. Ve Araplar onlarla büyük gurur duyuyordu, işte böyle bir zamanda Kur'an nazil oldu. (Allah tarafından gönderildi.) Ve bütün edipleri (şair ve hatipleri) îmana davet ettikten sonra, Kur'andaki âyetlerle boy ölçüşmeye çağırdı. Ancak bu ediplerden hiçbiri, Kuran âyetleriyle yarışamadı ve ona karşı mağlup olarak sesini kısmak zorunda kaldı. Hatta şiirleri altın harflerle Kabe duvarına yazılmış olan Lebid adlı bir edibin kızı: "Kur'ana karşı bu yazıların hiç bir değeri kalmadı" diyerek, babasının şiirini bizzat kendi elleriyle Kabe duvarından indirdi.
Kur'an, bütün bu kâinatı (evreni) yaratan Rabbimizin kelâmı (sözü) olduğu için, hiçbir zaman yanılmadı. Kur'anda yazılan herşey, bu güne kadar doğru çıktı. Ve 1400 sene önce nazil olmasına rağmen, her geçen gün daha da tazelenerek kendini ispatladı. İster âlim olsun isterse câhil, onu dinleyen herkes, Kuranın bütün yazılanlardan farklı ve güzel olduğunu hemen anlıyordu. Çünkü o insanların değil, insanları ve bütün kâinatı yaratan Rabbimizin sözleriydi. Diğer peygamberlerin mukaddes kitapları olan Tevrat ve İncil, insanlar tarafından, defalarca değiştirilmesine rağmen, Kur'an'ın tek bir harfine bile dokunulmadı. Çünkü Allah, (Peygamberimizi koruduğu gibi) Kur'anı da bizzat kendisinin koruyacağını (yani ona hiç kimsenin dokunamayacağını) belirtiyordu.
Değerli kardeşlerim.
Bildiğiniz gibi, eczaneden ilaç aldığımızda ilk yaptığımız şey, o ilaç kutusu içinde yazılanları okumaktır. Çünkü şifa bulmak ve dertlerimizden kurtulmak için, o ilacı yapan firmaların tavsiyelerine kulak vermek gerekir.
İlacı yapanlar, o ilaçların sabah akşam birer tane alınmasını tavsiye etmişse, bizim de öyle yapmamız gerekir. Aksi taktirde: "Ben bir an önce iyileşeyim" diyerek günde beş on tane alınırsa, hiçbir fayda görülemeyeceği gibi, belki de insanın ölümüne yol açabilir.
Ya da: "Hastalıktan kurtulmak ve sağlığınıza kavuşmak için, bu ilaçtan günde beş tane almalısınız" deniyorsa, tembellik veya cimrilik edip günde iki tane almakla şifa bulunmaz.
İşte insanları yaratan Rabbimiz de, bizim gerçek mutluluğa (Cennet'e) erişmemizin formülünü Kur'anda belirtmiş ve bize göndermiştir.
Mesela: "Cennet'e kavuşmak ve ebedîyyen mutlu olmak için, günde beş vakit namaz kılmalısınız" demiştir. Bizler, eğer O'nun bu sözüne kulak vermez veya tembellik ederek günde üç defa kılarsak, elbette beklediğimiz mutluluğa ulaşamadığımız gibi, büyük bir ihtimalle de ceza görebiliriz.
Veya Allah Kur'anda: "İçki haramdır, sakın yanaşmayın!" demişse, Rabbimizin o emrine kulak asmamakla hem dünya hayatımızı, hem de âhiret saadetimizi mahvedebiliriz.
Kur'anı bir pusulaya da benzetebiliriz.
Bizi Cehennem'e düşmekten kurtaran ve Cennet'e ulaştıran bir pusulaya.
"Benim pusulaya ihtiyacım yok, ben gökteki yıldızlara bakıp yolumu bulurum" diyen bir kaptan, havanın bulutlanmasıyla yolunu nasıl kaybeder ve fırtınalı denizlerdeki gemisini kayalara parçalatıp denizin dibini nasıl boylarsa, "Benim Kur'ana ihtiyacım yok, benim aklım bana yeter" diyen insanlar da Cehennemin dibini öyle boylayabilirler.
Bizler, Allah'ın hediye ettiği o pusulanın kıymetini çok iyi bilenlerdeniz, öyle değil mi?
Əvvələ qayıt Aaa gitmek
İstifadəçi mə`lumatlarına bax
tango



Erkek
İsmarıc sayı : 21
Points : 0
Registration date : 01/03/07

Yeni mövzuMövzu: Geri: Quran.   07.03.07 20:40

Miraç Mucizesi

Miraç hâdisesi, Peygamberimizin Cenâb-ı Hak ile gorusmesi, O'nu görmesi ve sohbet etme şerefine nail olmusdur. Dünyada iken hecbir insana nesip olmayan bu sefer, peyqanberimizin "Burak" adı ile bilinen bir ata minib şimşek sür'atinde gerçekleşmiştir. Miraç yolculuğunun ilk bölümü dünyada gerçekleşmiş ve Peygamberimiz, Kabe'den başlayarak Kudüs'teki Mescidi Aksa 'ya ulaştıktan sonra, oradan da Allah'ın izni ile sema tabakalarına yükselmiştir. En modern uzay araçlarıyla bile binlerce yıl sürecek olan miraç yolculuğu, Allah'ın izni ile bir anda tamamlanmıştır. Peygamberimiz, sema tabakalarında kendisinden önce gelen peygamberlerle görüşmüş, meleklerle konuşmuş, kıyametten sonra bütün insanların toplanacağı Cennet ve Cehennem'i görmüş ve en sonunda da Rabbimizle sohbet etme şerefine ulaşarak geri dönmüştür.
Acaba uzay gemilerinin bile zorlukla yapabildiği bir seyahati, bir insanın tek başına yapması mümkün müdür?
Elbette mümkündür. Çünkü Rabbimiz için "zorluk" diye birşey yoktur. Koskoca yıldızları, güneşi, ayı ve milyarlarca yolcusuyla birlikte dünyamızı uzay boşluğunda bir top gibi döndürüp gezdiren Rabbimiz, en sevdiği kulu olan o yüce Peygamberi yanına getiremez mi?
Ve bu yolculuğu, çok kısa bir süre içinde gerçekleştiremez mi?
Elbette gerçekleştirebilir. Çünkü zamanı yaratan da Allah'tır.
Cenâb-ı Hak, öldükten sonra tekrar yaratılacak olan insanların hesaba çekileceğini ve Cennet'i kazanan insanların, haşir meydanından Cennet Bahçelerine çok kısa bir sürede ve adeta uçarak gideceklerini bildirirken, dünya vasıtalarıyla (araçlarıyla) ellibin sene sürecek olan bu yolculuğun, miraçtaki gibi kısa bir süre içinde gerçekleşeceğini haber vermektedir.
Peygamberimizin miracı, bütün insanlar için çok büyük bir müjdedir. Çünkü Efendimiz, bu seyahati sırasında gezdiği âlemlerin bir hayâl olmadığını görmüş, kendi gözleri ile müşahede ettiği (seyrettiği) Cennet güzelliklerini ümmetine (müslümanlara) anlatmış ve insanoğlunun en çok korktuğu ölümün bir Cennet yolculuğundan ibaret olduğunu ispatlayarak onların yüreğine su serpmiştir.
Miraç hâdisesi; ölümün, üzüntülerin, sıkıntıların ve korkuların asla olmadığı ebedî saadet hazinelerinin bir anahtarı gibidir. Ve insanoğlu için en büyük müjdedir.
Uzun bir seyahate çıkan kişi sevdiklerine nasıl hediye getirirse, Efendimiz de miraç seyahatinden dönerken bizlere namaz hediyesini getirmiş ve namaz kılan bütün müslümanların bir anda ve ruhen Allah'ın huzuruna çıkacağını, O'nunla görüşeceğini, öldükten sonra da yine namaz sayesine Cennet'e uçacağını müjdelemiştir.
Bizler, sadece müslümanlara getirilen o hediyenin kıymetini bilmeli ve namaz vasıtasıyla günde beş defa miraç yapabilme
Əvvələ qayıt Aaa gitmek
İstifadəçi mə`lumatlarına bax
Sponsored content




Yeni mövzuMövzu: Geri: Quran.   

Əvvələ qayıt Aaa gitmek
 
Quran.
Əvvəlki mövzu Sonrakı mövzu Əvvələ qayıt 
1 səhifə (Cəmi 1 səhifə)

Bu forumun msaadesi var:Bu forumdakı ismarıclara cavab verə bilməzsiniz.
GƏNCLƏRİN ƏN YAXIN DOSTU-FORUM MiDEO :: İslam-
Keç: